Günümüz de bilinen ismi Akçaşehir eskilerin tabiriyle Adışar veya Ağcaşar, koyunu, kuzusu, arpası, buğdayı, elması, beyaz kirazı ve kayısısıyla meşhur köyümüz… Çocukluğumun ilk dünyası, ilk gökyüzü, ilk adım attığım toprağı, ilk düştüğüm kuyusu, ilk hayvanlarla tanıştığım kümesi ve ahırı, ilk defa katıldığım düğünler, cenazeler. Sarı sıcak bozkırda tarlaya gidenler, kahvede oturanlar, camiye gidenler görünürdü köyün“Köyüm Akçaşehir” yazısının devamını oku
Yazar arşivleri: yenideneskiye
Sessiz Çığlık
Kan kırmızı kelimeler damlıyordu şairin kaleminden, Bembeyaz bir silgi silerken günahları, koyunlarını otlatıyordu bir çoban sırtında kepeneğiyle… Asfalt sıcak ile dost olmuşken, postu serildi tilkinin yolun kıyısına, Elinde tüfeği ile dikilen avcı av olmuştu vicdanının en derinlerinde boğulurken… Bayram Günaslan
Köy Günlüğü
Köy günleri sadelik, sessizlik, içini, ruhunu, yüreğini dinlemenin adıdır. Büyükşehirlerde yapılan memleket günleri gibi hınca hınç dolu, iğne atsan yere düşmez modunda değildir. Bir tavuğun gayreti, bir kuzunun sevimliliği, bir atın asilliği, bir köpeğin sadakatidir köy yaşamını anlatan. Sabah namazını eda edip, canların yem’ine suyuna bakmak, erken saat kahvaltı yapıp sabah serinliğinde çayını yudumlamak ayrı“Köy Günlüğü” yazısının devamını oku
Saat 03.02 Sesimi Duyan Var mı?
Yıl 1999 Lise’de 3 yıllık serüven bitmiş ( O zamanlar Lise eğitimi 3 yıldı) yaz tatiline girmişiz, her yaz olduğu gibi bir an önce İstanbul’a gitmek ve toprağın suya kavuşması gibi kavuşmak istiyordum maşukuma. İstanbul içimde öyle bir yer etmişti ki o olmadan bir yanım hep eksik kalıyordu, her seferinde gidip Ankara’ya geri gelmek zorunda“Saat 03.02 Sesimi Duyan Var mı?” yazısının devamını oku
Alem-i Kalp, Kalb-i Cihan
Aşk, ilk insan Hz.Adem babamız ile Hz.Havva annemizden beri varolan bir duygu, durum ve imtihan silsilesi olarak varlığını devam ettiriyor. İnsanı bitkinin, hayvanın ve tüm mahlukatın üzerinde düşünen bir varlık ve halife olarak yaratan Rabbimiz, içimize yerleştirdiği nefs ve hissiyatlar aracılığıyla, nerde durmak istediğimize kendi cüzi ve külli irademizle karar verme yetkisini bahşetmiş, dünyanın ahiretin“Alem-i Kalp, Kalb-i Cihan” yazısının devamını oku
Seyr-ü Sefer
1986’da Ankara’ya kesin olarak yerleşmeden önce yılın belirli zamanlarında Hacettepe Hastanesi’ne kontrole gelirdik. Ankara’da yaşayan köylümüz Hasan Amca ve ailesinin Demetevler 3.cadde’de Akbank’ın üstünde ki yokuşta olan evlerinde kalır, misafirleri olurduk Annem, Dedem ve ben. Bazen işimiz uzar aylarca kaldığımız olurdu. Hasan Amca Makine Kimya Enstitüsü’nde memur olarak çalışırdı sonradan ayrıldığı eşi Meryem abla ise“Seyr-ü Sefer” yazısının devamını oku
Ankara
1986’da geldiğimiz Ankara’da, 2 yıl Samanpazarında bir avlunun içinde 2 göz bir mutfak bir gecekonduda oturduktan sonra 1988’de şimdiki oturduğumuz semte Demetevler’e taşınmıştık. Gecekondudan sonra 3 oda 1 salon evi görünce saray gibi gelmişti hepimize. Eve iyice yerleşince apartmandakileri ve mahalledekileri tanımaya az çok çevre edinmeye çalışmıştık. Rahmetli Dedem(Mekanı Cennet Olsun) Muhtara gitmiş kayıt yaptırmış,“Ankara” yazısının devamını oku
Bozkır
Bozkır demek köylerin ruhu demek, bozkır demek koyunların, kuzuların, keçilerin, köpeklerin, eşeklerin arkadaşı demek, bozkır demek uçsuz bucaksız gibi görünen ama yanına gittiğinde senden biri olan demek… Bizler bozkırın bağrından kopup geldik büyük şehire, köylerimiz vatan iken biz gurbeti vatan bildik, çeşmelerden su içerken, içeceğimiz suya lira ödedik, yolculuklar uzak gelirken durmadan yollara yolcu olduk,“Bozkır” yazısının devamını oku
Gel Gör Beni Aşk Neyledi…
GEL GÖR BENİ AŞK NEYLEDİ Ben yürürüm yana yana Aşk boyadı beni kana Ne âkilem ne divane Gel gör beni aşk neyledi Gâh eserim yeller gibi Gâh tozarım yollar gibi Gâh akarım seller gibi Gel gör beni aşk neyledi Akar suların çağlarım Dertli ciğerim dağlarım Şeyhim anuban ağlarım Gel gör beni aşk neyledi Ya elim“Gel Gör Beni Aşk Neyledi…” yazısının devamını oku
Aşk Ola…
Mecazi aşk, Baki aşka yol olursa açılır içimizin tıkanık sözcükleri, yeniden inşa edilir yıkıntıların arasında kalan cümlelerin geçiş köprüleri. Ateşe koşarak gider gönlümüzün pervane çiçekleri, yana yana olgunlaşır yaşımızın getirip götürdükleri… Bayram Günaslan