Bahara Doğru…

Uyandığımız her yeni sabah içimizi tazeledi, güneşi gören bitkilerin ayağa kalkması ve nimete dönüşmesi macerasına benzedi yaşadığımız her an. İnsan mükemmel yaratılmış,cihazatlarla donatılmış ve en önemlisi düşünme gibi bir hazine kendisine hediye edilmişti Rabbi tarafından…

Düşün kulum diyordu Rabbimiz düşün ve aklet, seni bu dünyaya boşuna göndermedim, sana o ruhu boşuna tahsis etmedim,sen halifelik ünvanını kabul ettiğin gün söz vermiştin Rabbine sözünü tut. Her devirde Peygamberler,Alimler,Enbiyalar ve Evliyalar gönderdim sana, yoldan çıkarsan yolunu bulasın diye,emrine verdiğim duyguları,hissiyatları,aşkı,sevgiyi tekrar sahibine veresin diye. Can içinde canına kavuşasın diye, sana dünyalıklar gönderdim geçimini sağlayasın benden başkasına muhtaç olmayasın diye. Eşler ve evlatlar yarattım senin için yalnız kalmayasın diyordu Rabbimiz Kutsal kitabımızın her harfinde,her virgülünde,her şeddesinde…

Onun bize bildirdiğini biliyorduk ancak zahirimizde ve batınımızda, anlatmak tebliğ etmek ve gönüllere Rabbinin güneşini taşımak, mum ışığı kadar ışık ile yolunu bulmaya çalışanların yolunu aydınlatmak ve gözlerde ki perdeleri aralamak, nefsimizi ve ruhumuzu temizlemek , Rabbimizin özümüze nakşettiği imanı kuşanmak hayati bir meseleydi biz faniler için. Doğduğumuz andan itibaren sürekli değişen ve dönüşen bedenlerimiz, ruhlarımız için bir sığınak bir liman gibiydi…

Anahtarlarımızı çıkarıp girdiğimiz evlerimiz gibiydi zarif ruhlarımız, en uygun anahtarı bulmak ve nazikçe kapıyı aralamak, cebir,sabırsızlık,acelecilik ve hırs kör etmeden gözlerimizi eşikten atlamaktı belki de amaç. Ahir zamanı yaşayan bizler, ruhlarımızın ve amaçlarımızın farkında olmakta zorlanıyoruz, nefsimizle verdiğimiz savaşlar olgunlaştırıyor yaşımızı ve menzilimizi…

Bayram Günaslan

Yorum bırakın

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın