24 Saat…

Hayatta dönüm noktaları vardır, farkında olduğumuz veya olmadığımız zamanlarda. Yol kapalı sanırız, zihnimizdir aslında kapalı olan. Odaklanıp gözlerimizi kör ettiğimiz duvarlar yıkıldığında anlarız,gerçeğin tek boyutlu olmadığını. Adı yalnızlık olan anahtarlar ruhların odalarını açar, neden,niye, nasıl üçgenine sığamayıp, yerküreyi kapladığımız an…

Gerçeğinden ayırt edemediğimiz Siyah beyaz görüntüler düşer algımıza hologram misali. Çocukluktur mutluluğumuzun üretim merkezi, ciddileşmek duygu değil şekildir, yüzlere sabitlediğimiz. Evden çıkıp merkeze gitmek için dolmuş beklerken,ayakta da giderim balık istifi gibi ama olsun, yeter ki geç kalmayayım tedirginliğidir belki de 1440 dakikamızın özeti…

Gitmek mi kalmak mı sorusuna muhattap olanlar hatırlarlar muhtemelen, klasikleşmiş cevaptır, Gitmek için Çok erken,Kalmak için Çok geç. Çelişkiler yumağıdır bu durum, içinde cevaptan başka herşeyi barındıran Gel-Git’lerin ,dalga misali kıyıları hırpaladığı,ansızın bozan havanın akabinde gelen fırtınada Yüksek Dalgacıklar ile mücadele eden sonrasında ise açan güneşe karşı keyif çatarak bunu hakettiğini düşünen balıkçıların sevincine ulaşmaktır galiba menzil…

Devletlerin denk getiremediği denk bütçelerin cari açıklar toplamını hesaplayan hesap uzmanlarının kafası gibi olan düşüncelerimiz,her köşebaşında tezgahlar açıp Gel vatandaş gel Batan geminin malları bunlar nidaları ile gecenin son demlerinde uykuya dalmıştır ansızın…

Bayram Günaslan

Yorum bırakın

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın