En güzel hatıralar,dostluklar,arkadaşlıklar ve haylazlıklar çocuklukta yaşanır ve sonra bir ömür duvarda asılı olarak durmaya devam eder. Ne zaman bir ortamda,düğünde,nişanda,bayram ziyaretinde bir araya toplanılsa en komik olaylar tekrar tekrar anlatılır yüzler kahkahalarla renklenir ve siyah beyaz dünya aydınlanır.
Modern yaşamın kaosuna balıklama dalan ve nabzı akıllı cihazının şarj yüzdesine endeksli olan prezentabl,karizmatik,her duruma uyum sağlayan,sınırları ve kriterleri olmayan,kapitalizmin çemberinden geçmeye aşırı istekli,geldiği yerden yırtmak,çok zengin ve büyük adam olmak hedefiyle önüne çıkan herşeyi ve aynı safta durduğu herkesi safdışı etmeye çalışan bunu da başarı addeden,günün adamı olmak adına,Hakikatin figüranı olarak kalan bir kitle var 780.000 m2’lik topraklarda ve tüm dünyada. Belki de paranın icadına kadar dayanan kapitalizm,o gün bu isimle bilinmese de günümüzde Şato’da prensesi esir tutan bir Ejderha gibi ağzından ateş saçarak kendisinden kurtulmak ve prensesi kurtarmak isteyenleri yakarak, yerini korumaya çalışıyor. Tabi yanmak için gönüllü olanlarda cabası.
İnsanlar bir daha hiç dönemiyecekleri en güzel yıllarını,kariyer,koltuk,makam,makam aracı,yüklü bir banka hesabı,havuzlu villa,yüksek plazalarda lüks ofis ve kravatlı patronlarla yoğun sabah toplantıları icin, sahip olduğu sağlığı,sıhhati,dostluğu ve sosyal çevreyi bozuk para misali harcarken, pek aklına gelmiyor gün gelir de bu tempoyu devam ettiremezsem ne olur diye. Gelse de işine gelmemek deyimini seslendirmeyi tercih ediyor.
Son dönemeçte hatırladığı bir çok şey ise geçmişte yarı yolda bıraktığı tüm değerlerin toplamı oluyor. Eksiler,Artılardan ağır basıyor vicdan terazilerinde. Geri kalan ömr-ü hayat’ta ise elde kalan derin bir sorgulama ve Arınma süreci oluyor. Toplumca Hal-i Pür mealimiz bu olsa gerek…
Bayram Günaslan
