Karanlıklar prensi diyorlardı ona. Günışığına çıkmaz, sadece geceleri sokaklarda görülürdü. Sebebini kimse bilmez,o da kimseye anlatmazdı. Herkes farklı bir şey söyler, hakkında ki rivayetler hep taze kalırdı. Nereli olduğu,nereden geldiği,ne zamandır burda olduğu her zaman merak konusu olmuştu…
Kimine göre kahraman,kimine göre haydut,kimine göre de kendi halinde birisiydi.
Günler aynı rutinlikte devam ederken, bir akşam mahallede yangın çıktı. İki katlı bir ev cayır cayır yanıyordu. Evde yaşayanların bir çoğu tahliye edilmişti ama icerde hala insanların olduğu söyleniyordu. Mahalleli canhıraş bir gayretle su taşıyor yangını söndürmeye çalışıyor, içeriye girmek için yollar arıyor ama aslında pek de cesaret edemiyorlardı. Herkes birbirine bakmaya başlamıştı ki Karanlıklar prensi çıktı geldi, şaşkın bakışlar arasında eve girdi ve mahsur kalan 2 çocuğu çıkardı. Mahalleli şaşkınlık ve minnet duyguları arasında kalmış donmuşlardı…
Çocuğun ailesi gözyaşlarına boğulmuş bir yandan ambulansta tedavi görüyor,bir yandan da Karanlıklar prensine durmadan teşekkür ediyorlardı,hem sözlü hem sözsüz. Karanlıklar prensi ise her zaman yaptığı bir şeyi yapmış gibi,bir kenarda yangının söndürülüşünü izliyor, sevinçten ağlıyordu…
Bu yangın onu yıllar öncesine götürdü, daha önce yaşadığı şehirde, ailesi ile mutlu,mesut yaşarken bir gece çıkan yangında tüm ailesini kaybetmiş, karısını,çocuklarını,Anne ve Babasını toprağa vermişti. O günden sonra dünyası kararmış, kendini karanlıklara adamıştı. Gündüzleri çıkmamasının,geceleri kimseye görünmek istememesinin sebebi buydu,kimseye anlatamasa da…
Yangın hafifleyip, ailenin durumu iyileşince o da kimseye görünmeden geldiği gibi gitti ve karanlık sokaklara sarıldı, içinde ki karanlıkları bir nebze olsun bastırmak için…
Bayram Günaslan
