Baba…

Yalnızlık onun yoldaşı olmuştu uzun süredir, ne annesini tanıyordu ne de babasını. O daha çok küçükken onu Terkedilmiş halde bulan vatandaşlar polise haber vermiş, polis de koruma altına almış ve Devlet yurduna yerleştirilmişti. Henüz 3 aylık bir bebekti tek başına bırakıldığında. Yurtta ona en iyi şekilde bakmışlar, büyütmüşlerdi. O bakıcıları annesi, hademeleri babası sanarak büyümüş, hiç görmediği anne şefkatini, mumla aradığı baba merhametini bir nebze de olsa onlardan almak istemişti sadece,bu pek mümkün olmasa da…

Yıllar çabuk geçmiş, akıl baliğ olmaya başladığı günlerde ona gerçeği açıklamak zorunda kalmışlardı. Sürekli sorguluyor, bakıcılara
Anne ve Babasının isimlerini soruyor, bir gün çıkıp geleceklerine inandığını söylüyordu hep. Görevliler onun hayallerini kırmak istemiyor ve iç dünyalarında üzülerek destek veriyorlardı…

Lise son sınıfa geçtiği yıl okulun başarılı öğrencilerinden biriydi ve öğretmenleri onun iyi bir meslek sahibi olacağına inanıyorlardı. Bir gün Rehber öğretmen boş derse girmiş ve çocuklarla sohbet etmeye başlamıştı. Herkes sırayla yapmak istediklerini anlatıyor,hedeflerinden bahsediyorlardı…

Sıra yalnız çocuğa geldiğinde önce sınıfa bir göz attı sonra öğretmene döndü:

Ben çok iyi bir baba olmak istiyorum öğretmenim. Öğretmen dondu kaldı,gözleri doldu, ağzından kısacık bir aferin çıktı, o anda çalan teneffüs zili ile hem öğretmen hem de tüm öğrenciler kaçarcasına sınıftan uzaklaştılar…

Bayram Günaslan

Yorum bırakın

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın