Şaha kalkmış taylar gibi hoyrat esiyor rüzgar, yağmurların eşliğinde damlıyor içime reçele çalan sözler…
Tatlı olan herşey, dürüstlük gibi mi açar pencerelerini hayata, nefes alacak kadar geçen zaman ölüme mi yol açar geçmeyince…
Hayaller ve hayatlar tekerlemesi hep aynı çizgi üzerinde mi çizer krokisini, kuşbakışı bakılan her yüksek düşünce kanatır mı dizleri, içine oturur mu bir öküz kalkmadan saatlerce…
Ömür türküsünün bestesi yarım mı kalır eksik notalarda, eser icrasında mı anlatılır duygular hep. Bastonlara dayanarak zor yürüyen yaşlılar iki kelimeye mi sığdırırlar 80 yıllık yaşanmışlığı…
Yürüyerek mi açılır ciğerlerin sesi, serenatlara mı uzanır sokağın köşesi, bülbüllere mi devredilir dertlerin lezzeti. Mecazi sevdalar yetişir mi hakikisine, gönüle girer mi sevdanın uğultusu, mide doyunca doyar mı ruhlarda. Gecelerin anlamı uyanık kalınca mı daha çok belli eder kendini…
Uykulara hasret mi kalırız gözler kapanmayınca, meraktan çatlar mıyız sınavlardan çıkınca, hep anlatır mıyız kendimizi olur olmadık zamanlarda…
Bayram Günaslan
