Bir Fani Adem

Bozkırın içinde bir köyde doğmuşum, bayram arifesi bir hasat vakti. İsmiyle geldi demiş Dedem, adı Bayram olsun. Kulağıma okumuşlar önce Ezan-ı Şerif’i sonra Adımı. Kerpiçten taşa dönmüş bir evde ağlamışım ilk defa,köşelerde ki yastıklara tutunarak atmışım ilk adımlarımı, biraz ayaklanınca havluya terfi etmişim tavukların,koyunların, ineklerin peşine…

Evde kimsenin kalmadığı günlerde ekim’den biçime dönen zamanlarda tarlaya beni de götürürlermiş. Sıcaktan daha sıcak kavurucu günlerde römorkun altına yatırırlar, serin yerde uyuturlarmış. Yemek vakti yediklerinden yedirir, soğuk kaynak sularından içirirlermiş…

Soğuk kış günlerinde evden çıkmaz, gözene sobanın yanıbaşında otururmuşum, yanmanın ne olduğunu bilmeden. Hasta olmamamız için her türlü önlem alınır, adeta seferberlik ilan edilirmiş iki göz odanın içinde,rahmetli Dedem çok kızarmış hasta olduğumuzda. O zamanlar Aile büyüklerinin bakışından bile çekinir, karşılarında konuşamazmış Anne ve Babalar. Son sözü Aile büyüğü söyler, kanun olurmuş tabiri caizse…

Kış mevsiminde kahveler dolup taşar, erkekler sabah girer,akşam çıkarlarmış. Yaşlıların çoğunluğu Namaz vakitlerinde ara verir sonrasında ise ya geri döner ya da evlerine giderlermiş. Okula giden çocuklar, sabah erkenden kalkar, öğlenden sonra döner, ödevlerinden önce hayvanların yemine,suyuna bakarlar,evin getir götür işlerini halleder, kalan zamanda oyun oynarlarmış. Ödevleri ise yatsıdan hemen önce yapar, sonra da erkenden yatarlarmış…

Köy, mevsim bahara dönene kadar aynı dönenceyi devam ettirir, havalar ısınmaya başlayınca kozasından çıkan tırtıl gibi yavaş yavaş yollara dökülürmüş. Tarlaların ekimi için hazırlıklar yapılır, hayvancılıkla uğraşanlar obaya gider,süt sağımı gelince sağımcılar her gün at arabasıyla gider gelirlermiş. Gidiş-gelişlerde at arabaları yarıştırılır, bunu en çok çocuklar istermiş. Evlere gelince çöken yorgunluk öğlen uykusuna yatırır, ikindiye kadar şekerleme yaparlarmış…

Herşeyin doğal olduğu,ne katkı maddesi ne gazlı içeceklerin vazgeçilmez olduğu,ne de hava kirliliğinin yanından geçildiği yıllarmış.
Çocukluğumun 5 yılını geçirdiğim köyüm, bıraktığım gibi kalmasa da o günler aklımın ilk erdiği günlerdi. Hafızamda kalanların dağarcığı, içimde biriktirdiğim anılar,ruhumdan eksilen duvarlar,şehre götürdüğüm iç sesim bırakmadı peşimi

Geçmişe dair yaşanmış olan ne kaldıysa,hissedilen ne varsa, harflere ne kadarı sığarsa, hepsine talibiz artık. Kalmaktan çok dönmeye niyetliyiz,durmadan gitmeye adamışız ayaklarımızı…

Bayram Günaslan

Yorum bırakın

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın